"Dünyanın her yerinden insanların rahat ve huzur aramak için binbir umutla geldikleri, bir yuva olarak seçtikleri Konya şehrini hisar süsünden mahrum bırakmak hata olur. Her ne kadar haşmetimiz dünyanın etrafını saran bir sur olsa da zamanın dönmesi aynı kararda olmaz."
Sultan Alâeddin Keykubad, Konya

Mengücükler

Doğu Anadolu’da hüküm sürmüş bu Türk beyliğinin kurucusu kabul edilen Mengücük Gazi hakkında bilgimiz çok azdır.(Mengü:türkçe ‘ebedi’ anlamına gelmekte, “cük” ise küçültme ekidir).Mengücük Gazi’nin Malazgirt Savaşı’na iştirak ettiği ve bu savaştan sonra Sultan Alp Arslan’ın Anadolu’yu zapt etmek için görevlendirdiği beyler arasında bulunduğu ileri sürülmektedir. Mengücüklü Beyliği’nin kuruluşu hakkında kesin bir tarih vermek mümkün görünmüyorsa da, tahminen 464/1072’de kurulmuş ve bu tarihten itibaren Erzincan, Kemah ve Divriği’yi içine alan bölgede varlığını sürdürmüştür. Mengücük’ün oğlu İshak, genişleme siyaseti izleyen Artuklular’dan Belek’e karşı savaşmış, fakat bu savaşı kaybederek esir düşmüştü (1120). Daha sonra serbest bırakılmasına rağmen bu yenilgi İshak’ın siyasî hayatını sona erdiren bir darbe olmuş, muhtemelen bundan sonra Dânişmendliler’in himayesine girmişti. Emir İshak’ın ölümünden sonra Mengücüklü Beyliği esas olarak ikiye bölündü (536/1142). Oğullarından Davut Şah, Erzincan-Kemah; Süleyman Şah da Divriği kolunun ilk beyleri idiler.

 

Erzincan-Kemah kolundan Fahreddin Behram Şah (1162–1225) ülkesini gayet iyi idare etmiş, Erzincan onun zamanında önemli bir kültür ve ticaret merkezi haline gelmişti. Bu sırada Mencücüklü Beyliği, Türkiye Selçukluları Devleti’ne dahil olmuştu. Behram Şah 1202 yılında Sultan Rükneddin, II. Süleyman Şah ile Gürcistan seferine katıldı. Fakat bu Türk ordusu Gürcüler karşısında ağır bir yenilgiye uğradı. Behram Şah da tutsaklar arasında idi. Bununla beraber Gürcü kraliçesi Thamara ona iyi davranmış, fidye karşılığında onu serbest bırakmıştı. Behram Şah’ın oğlu II. Davut Şah’ın, Selçuklu sultanı I. Alâeddin Keykubad’a karşı bazı tertiplere girişmesi, kendisinin beyliği kaybetmesine sebep oldu. Sultan I. Alâeddin Keykubad, Erzurum seferi bahanesiyle Mengücükler’in bu kolunu ortadan kaldırdı (625/1228).

 

Mengücükler’in Divriği kolu hakkında bilgi çok azdır. Bu bilgiler de onların yaptığı sanat eserlerinden elde edilmektedir. Bu kolun beylerinden Seyfeddin Şahin Şah (öl.tah.593/1197) Türkiye Selçukluları’na tâbi idi. Onun türbesindeki kitabeden Alp, Kutlug, Tuğrul ve Tegin gibi Türkçe unvan ve lakaplar kullanıldığı anlaşılıyor. Bu kolun son hükümdarı Melik Salih’in ne zaman öldüğü ve bu beyliğin ne zaman sona erdiği şimdilik belli değildir. Moğol Sultanı Abaka, 1277 yılında Anadolu’ya geldiği ve Divriği’ye uğradığı zaman kaynaklar Mengücüklü hanedanından bahsetmiyorlar. Bu da Mengücükler’in Divriği kolunun bu yıldan daha önceki bir tarihte ortadan kalktığını gösteriyor.

 

Mengücükler birçok sanat eseri yaptırmışlar ve bunlardan özellikle Divriği’de bulunan bazıları zamanımıza kadar gelmiştir. Bu eserlerden biri Divriği’deki Kale Camii’dir ve 576/1180-1’de Şahin Şah b. Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Yine aynı kasabadaki meşhur Ulu Camii de Mengücükler’den Ahmet Şah tarafından 626/1228-9 yılında inşa ettirilmiştir. Bu camiin kapıları sanat tarihi bakımından büyük önem taşımaktadır. Ulu Cami’nin minberini ve hisarın kapılarından birini de Ahmet Şah yaptırmıştır. Mengücüklü eserlerinden birisi de, Behram Şah’ın kızı Turan Melek tarafından Ulu Camii’ye bitişik olarak yaptırılan Darüşşifa’dır.

Haberler


Tüm Haberler


Bizden Haberdar Olun!