"Konya kentinde olağanüstü yapılar, çeşitli kişilere ait çok sayıda tablo ve resim var. Bunlar, öyle ki, bir konuşmadıkları kalıyor."
Antalya Patriği Makari

Danişmendliler

Bu Türkmen hanedanın kuvvet merkezi aslında, Kuzey Anadolu’da Tokat, Amasya ve Sivas çevresinde idi. Devletin kurucusu hakkında çeşitli rivayetler vardır. Emîr Dânişmend’in Bizanslılar ile bir savaşta ölen meşhur İslam kahramanı Battal Gaziî’nin (öl. 740) neslinden geldiği söylendiği gibi, onun Anadolu fatihi Sultan Süleyman b. Kutalmış’ın dayısı olduğu da rivayet edilmektedir. Ancak Dânişmend’in asıl adının Taylu olduğu ve hocalık yaptığı biliniyor. Dânişmend adının da yaptığı işe uygun olarak, Türkçe “Danışman”; danışılan kimse, âlimden geldiği anlaşılıyor. Beyliğin kuruluş tarihi 464/1071’den başlatıldığı gibi, birkaç yıl daha sonraya da götürülmektedir. Buna göre, Emîr Dânişmend 472/1080 yılında Sivas’a gelmiş ve hiçbir direnişle karşılaşmadan burada yerleşmişti. Daha sonra Yeşilırmak havzasında fetihlerde bulundu, Niksar’ı kuşattı ve zapt etti (490/1097’den önce). Emîr Dânişmend Anadolu’daki emîrler arasındaki mücadelelerden yararlanarak devletinin sınırlarını genişletmiş, Haçlı Seferleri’nin başlaması ile batıdan gelen bu yeni düşmana karşı çetin mücadelelere katılmıştır. Türkiye Selçuklu sultanı I.Kılıç Arslan, İznik önünden doğuya çekildikten sonra, Haçlılara kaşı Emîr Dânişmend ve Kapadokya Emîri Hasan ile birleştiler. Bu müttefik Türk ordusu 17 Recep 490/1 Temmuz 1097‘de Dorylaeum (Eskişehir) civarında Haçlılarla karşı savaşa tutuştu; fakat Türkler ağır kayıplar vererek çekilmek zorunda kaldılar. Haçlıların ulaşamadıkları yerlerde Dânişmendliler faaliyetlerini sürdürdüler ve 491/1098 yılında Bayburt’u aldılar. 494/1101 yılında muhtelif batılı prenslerin idaresindeki üç büyük Haçlı ordusu peş peşe Anadolu’ya girdi. Emîr Dânişmend, Haçlılara karşı I. Kılıç Arslan ile birleşerek onları perişan etti. Dânişmend Gazi bu zaferlerden sonra derhal Malatya’nın üzerine yürüyerek orayı zapt etti (496/1103). Dânişmend Gazi 498/1105 yılında öldü.

 

Yerine oğullarından Emîr Gazî geçti. I. Kılıç Arslan ise Dânişmend’in ölümünden yararlanarak Malatya’yı ele geçirmişti (498/1105). Ancak Türkiye Selçukluları’nın bu üstün durumu I. Kılıç Arslan’ın ölümüne kadar sürdü (500/1107). Emîr Gazî Selçuklu şehzadelerinin taht kavgalarına karışmış ve bu şehzadelerden damadı olan Mesud’u destekleyerek, onun Konya’da sultan olmasını sağlamıştır. (510/1116). Daha sonra 521/1127’de Kayseri ve Ankara’yı zaptetti. Böylece Emîr Gazî, Sultan Mesud’un arazisi dışında, Fırat’tan Sakarya kaynaklarına kadar uzanan Orta ve Kuzey Anadolu’ya hâkim oluyor ve Dânişmendliler Anadolu’daki devletlerin en kudretlisi haline geliyordu. Emîr Gazî daha sonra Çukurova’ya giderek Ermeni Leon’u itaate mecbur ediyordu (525/1131). Bizanslılar, Haçlılar ve Ermeniler’e karşı zaferiyle Türk-İslam dünyasında haklı bir şöhret ve hürmet kazandı. Bu sebeple Bağdat halifesi el-Müterşid ve Büyük Selçuklu sultanı Sencer onun “Melik” unvanını tasdik etmişlerdi. Yerine geçen Melik Muhammed de Haçlılar ve Ermeniler ile savaştı. Melik Muhammed’in ölümü ile (536/1142), Dânişmendli Devleti’nin temelleri taht mücadeleleriyle sarsılırken, Anadolu’da üstünlük yavaş yavaş Selçuklular’a geçiyordu. Muhammed’in oğulları ile kardeşleri arasında taht mücadeleleri başladı. Kardeşi Yağıbasan, Sivas’ta kendisini hükümdar ilan ederken, diğer kardeşi Ayn ed-Devle, Elbistan ve Malatya’da aynı yolu takip etmişti. Oğlu Zü’n-Nün ise Kayseri’yi aldı. Böylece bir süre için Danişmenliler’de birbirine rakip üç şube meydana çıktı. Dânişmendliler’in üçe bölünmesi Türkiye Selçuklu sultanları için bulunmaz bir fırsattı. Bu durumdan yararlananların başında II. Kılıç Arslan geliyordu. O, muhtelif zamanlarda Sivas şubesinin işine karıştı. Nihayet 564/1169’da Kayseri ve Zamantı’yı zapt etti. Zü’n-Nün, Suriye’de Atabeg Nureddin Mahmud’un yardımı ile tekrar Anadolu’ya döndü ve Sivas şehri ile Dânişmendli ülkesinde hüküm sürmeye başladı. Ancak Nureddin Mahmud’un ölümü, II. Kılıç Arslan için iyi bir fırsattı. Zü’n-Nün’u ortadan kaldırmak için önünde hiçbir engel kalmamıştı. Derhal harekete geçerek Danişmedliler’e ait Sivas, Tokat, Niksar ve Amasya gibi şehirleri zapt etti (570/1175). Zü’n-Nün ise Bizans imparatoruna sığındı. Malatya’da ise 557/1162’de ölen Zülkarneyn’in üç oğlu arasında anlaşmazlık mevcuttu. Bunlardan Nasıreddin Muhammed, bir süre II. Kılıç Arslan’ın vassalı olarak hüküm sürdü. Daha sonra II. Kılıç Arslan 573/1178’de Malatya’ya girerek, Dânişmendliler’in burada hüküm süren koluna da son verdi ve böylece Anadolu’nun birliğini sağlamış oldu. Bundan sonra Dânişmendli ailesine mensup emîrlerin bir kısmı Selçuklular’ın hizmetine girdiler.

 

Dânişmendliler’in XII. yüzyılda yaptıkları camiler orijinal şekilleri ile zamanımıza kadar gelmemiştir. Onlara ait oldukları tespit edilen birkaç cami, medrese ve kümbet vardır. Camilerden Niksar Ulu Camii, Kayseri Ulu Camii, Kayseri Kölük Camii ve Sivas Ulu Camii değişiklikler ve ilavelerle zamanımıza kadar gelmiştir. Dânişmendliler’den Yağıbasan, biri 546/1151-2’de Tokat’ta, öteki 552/1157-8’de Niksar’da olmak üzere iki medrese yaptırmıştır. Dânişmendliler’den zamanımıza altı kümbet (türbe) kalmıştır. Bunlardan hanedanın kurucusu Emîr Dânişmend’e nispet edilen türbe Niksar’dadır ve öteden beri bir ziyaretgâh kabul edilmektedir.

Haberler


Tüm Haberler


Bizden Haberdar Olun!