"Konya kentinde olağanüstü yapılar, çeşitli kişilere ait çok sayıda tablo ve resim var. Bunlar, öyle ki, bir konuşmadıkları kalıyor."
Antalya Patriği Makari

Çobanoğulları

Çobanoğulları Beyliği, Kastamonu’da Türkiye Selçukluları’nın uç beyi (beylerbeyi) olarak bulunan, Oğuzlar’ın Kayı boyuna mensup Hüsameddin Çoban tarafından kurulmuştu. Sultan I.Alaeddin Keykubad, Çoban Bey’i deniz aşırı Suğdak (Kırım) seferi ile görevlendirmişti (1225 veya 1227). Çoban Bey’in bu sefer sonunda kazandığı başarı neticesinde Kastamonu arazisinin hizmetine karşılık mükâfat olarak kendisine verilmiş ve bu tarihten itibaren beyliğin kurulmuş olması muhtemeldir. O ve oğlu Alp Yürük (Yürek) hakkında ilgimiz yok denecek kadar azdır. Daha sonra tahta geçen Muzaffereddin Yavlak Arslan ise Türkiye Selçukluları’na ve İlhanlılar’a tâbi idi. Bununla beraber Selçuklular’ın taht mücadelelerine karışmış ve Rükneddin Kılıç Arslan’ı sultan ilan ederek bağımsızlığını kazanmak istemişti. İlhanlı hükümdarı Geyhâtû, Sultan Mesut ve Vezir Necmeddin idaresinde bir Selçuklu ve Moğol ordusunu Kastamonu üzerine gönderdi. Yapılan savaşta Yavlak Arslan öldü (691/1292). Selçuklu sultanı Mesut bu savaşta kendisine yardımcı olan Şemseddin Yaman Candar’a Kastamonu ve havalisinin idaresini verdi. Ancak Yavlak Arslan’ın oğlu Nasıreddin Mahmud bir süre daha Kastamonu’da hüküm sürdü. Nihayet Candaroğlu Süleyman Paşa bir baskınla Kastamonu’ya hakim olmuş ve Çobanoğulları Beyliğine son vermişti (708/1309).

 

Çobanoğulları devrinde Kastamonu’da kültür ve imar faaliyetleri çok ilerlemişti. Meşhur bilgin Kudbeddin Şirâzî “İhtiyârât el-Muzafferî” adlı eserini Muzaffereddin Yavlak Arslan’a ithaf etmişti. Ayrıca Hoylu Hasan b. Abdülmümin eseri “Nüzhet el-Küttâb”ı Yavlak Arslan adına ve bu eserin muhtasarını ise Mahmud Bey adına yazılmıştı. Çobanoğulları beyleri adına yazılmış başka eserler de mevcuttur.

 

1243 yılında Kösedağ’da Moğollar karşısında uğradığı mağlubiyetten sonra Türkiye Selçukluları Devleti hızlı bir çöküş devresine girmiş ve bu devlet İlhanlılar’a tâbi olmuştur. Kösedağ Savaşı’ndan yıkılış tarihi olan 1308 yılına kadar idari mekanizmasında tam bir kargaşalık hüküm süren Selçuklu Devleti’nde sultanlar ve şehzadeler birbirleri ile taht mücadelesine girişmişler ve tahta geçebilmek için de Moğolların yardım ve himayesine başvurmuşlardır. Bu sebepten Selçuklu sultanları Moğollar’ın kontrolü altında ismen hüküm sürdüler. Aslında hâkimiyet Moğollar’da idi. Bunun yanı sıra malî kaynakların azlığı, suistimaller ve iktisadî çöküntü yüzünden perişan bir manzara arz eden Anadolu’da Selçuklu Devleti’nin tekrar eski kuvvetli ve kudretli hale gelemediği görülüyor. XII. yüzyıl sonlarına doğru Anadolu’da Moğol baskısı da zayıflamıştı. Bu durumdan faydalanan uç ve sınırlarda yerleştirilmiş Türkmen beyleri ve halk yavaş yavaş Selçuklular ile ilişkilerini kesmiş, bu devletin mirasını ve siyasî hâkimiyeti Anadolu Beylikleri (Tâvâif-i Mülûk) adıyla anılan yeni kurulmuş büyük küçük birçok devlet aralarında bölüşmüşlerdir.

Haberler


Tüm Haberler


Bizden Haberdar Olun!