"Selçuklular dönemi dinsel inanışları zamanın ve halkların alacalı karmaşasını dile getirmektedir. Selçuklular, insanlara, önyargısız, dinsel kör inançların üzerinde bakmayı çok önceden öğrenmişlerdir."
Vladimir Aleksandrovich Gordlevski
Anasayfa » Selçuklular » Anadolu Türk Devletleri » Candaroğulları (İsfandiyaroğulları)

Candaroğulları (İsfandiyaroğulları)

Türkiye Selçuklu sultanı II. Gıyaseddin Mesut, taht mücadeleleri sırasında Çobanoğulları’nın karıştığı bir savaşta esir düşmüş, fakat sonra kurtarılmıştı 691/1292. Sultan Mesut kurtarılma sırasında faydası görülen Şemseddin Yaman Candar’a Kastamonu ve havalisini vermiş ve böylece bu Türk beyliği kurulmuştu. Fakat bu sırada Çobanooğulları’ndan Hüsameddin Bey Kastamonu’yu elinde bulunduruyordu. Şemseddin Yaman Candar’ın yerine geçen oğlu Süleyman Paşa ani bir baskınla Kastamunu’ya sahip oldu. Daha sonra Sinop şehri de Candaroğulları topraklarına bağlandı (722/1322). Bir süre sonra taht mücadelesi sebebiyle beyliğin ikiye ayrıldığını görüyoruz. Osmanlıların yardımı ile Süleyman Şah 786/1384’den itibaren Kastamonu’ya hâkim olmuş, rakibi Celaleddin Bayezid ise Sinop’a çekilmek zorunda kalmıştı. II. Süleyman şah Osmanlılar ile dost geçindiyse de, bu dostluk Yıldırım Bayezid’in ilk yıllarına kadar devam etmiştir. Yıldırım Bayezid Anadolu’daki Türk birliğini sağlama yolundaki çalışmaları sırasında Candaroğulları topraklarına sahip olmuş, fakat Sinop’ta oturan İsfendiyar Beyi yerinde bırakmıştı. Bu suretle İsfendiyar Bey Sinop’ta Candaroğulları Beyliği’ni devam ettirmiştir.

 

İsfendiyar Bey Ankara Savaşı’ndan sonra Timur’un hâkimiyetini tanıdı. Bunun karşılığında da eski Candaroğulları toprakları kendisine verildi, böylece Kastamonu’ya yeniden hâkim oldu. O, Osmanlı şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelesi sırasında tedbirli bir siyaset takip ederek her defasında bu şehzadelerden birini destekledi. Bu mücadele sonunda duruma hâkim olan Çelebi Mehmet ile dost geçindi. Çelebi Mehmet’e Karaman ve Eflak seferlerinde oğlu Kasım Bey idaresinde yardımcı kuvvet verdi (820/1417). Fakat Kasım Bey geri dönmeyerek Çelebi Mehmet’ten Candaroğulları’na ait bazı yerlerin kendisine verilmesini istedi. Neticede Kasım Bey bu arzusuna kavuşmuş, İsfendiyer Bey de Osmanlılara tâbi olmuştu. Ancak Sultan II. Murat Osmanlı tahtına çıktığı zaman (825/1421) meydana gelen karışıklardan istifade eden İsfendiyar Bey oldu ve Kasım Bey’in elindeki toprakları ele geçirdi. II. Murat, şehzade isyanlarını bastırıp duruma hâkim olduktan sonra İsfendiyar Bey üzerine yürüdü. İsfendiyar Bey yeniden Osmanlılara tâbi oldu (827/1423-4) ve bundan sonra da onlarla dostça geçindi. Sonra Candaroğulları Beyliği Fatih Sultan Mehmet devrine kadar varlığını sürdürdü. Fatih’in Trabzon seferi dönüşünde Kastamonu ve Sinop Osmanlı topraklarına katılarak Candaroğulları Beyliği’ne son verildi (866/1462).

 

Candaroğulları beyleri çeşitli eserlerle ülkelerini imar etmişlerdi. Bu devreden Kastamonu’da İbn Neccar Camii ve altı yapıdan ibaret bir külliye olan İsmail Bey İmareti en önemli eserler olarak göze çarpmaktadır. Candarğulları beyleri sanat adamlarını da himaye etmişler ve kendi adlarına çeşitli Türkçe eserler yazdırışlardır. Candarlılar’dan İsmail Bey (846-865/1443-1461). Hülviyat-ı Şahi isminde büyük bir eser telif etmiştir.

Haberler

Selçuklular Sergisi açıldı...

İHTİŞAMLI BİR İMPARATORLUK, GÖRKEMLİ BİR MİRAS

ASYEP 360 kapsamında ilk çekimler tamamlandı!...

Altı Anadolu Selçuklu yapısının 360 derecelik iç ve dış mekan görüntüleri ASYEP sayfasında erişime açıldı

Anadolu Selçuklu Uygarlığı ve ASYEP Çalışmaları Ko...

Anadolu Selçuklu Uygarlığı, eserleri ve ASYEP çalışmalarına ait bilgiler aktarıldı.

Osmanlı Beyliği Mimarisinde Anadolu Selçuklu Gelen...

Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünü 1996 yılında tamamlayan Doç. Dr Sema GÜNDÜZ KÜSKÜ’nün yazığı eser Osmanlı mimarisinde..

XVIII. Ortaçağ ve Türk Dönemi Kazıları ve Sanat Ta...

22-25 Ekim 2014 tarihleri arasında Aydın’da, Adnan Menderes Üniversitesi Merkez Kampüsü’ndeki Atatürk Kongre Merkezi’nde, Sanat Tarihi Bölümü tarafından düzenlenecektir.

Cerrâh-Nâme...

15. yüzyılın başında yazılan/resmedilen minyatürlü bir eser olan Cerrah-name cerrahi yöntemlerden ve ağırlıklı olarak ilaç yapımı..


Tüm Haberler


Bizden Haberdar Olun!