"Alâeddin Keykubad'ın hayrat eserleri zamanın sayfaları üzerinde ve ülkenin her tarafında güneş ışığı kadar parlaktı."
Kerîmüddin Aksarâyî

Artuklular

Artukular; Doğu Anadolu’da 1) Hısn Keyfâ ve Âmid, 2) Mardin ve Meyyâfârıkîn, 3) Harput’ta üç kol halinde hüküm sürmüş olan bir Türkmen sülalesidir. Bu sülale adını, ataları Selçuklu kumandanlarından Artuk b. Eksük’ten almıştır. Artuklular hakkında ilk araştırma yapanlar onların Oğuzların Kayı boyundan olduklarını ileri sürmüşlerdi. Daha sonraki araştırıcılar Artuklular’ın Oğuzlar’ın Döğer boyundan olması ihtimalini de belirtmektedirler. Artuk Bey önce Sultan Alp Arslan’ın hizmetinde bulunmuş ve Malazgirt Savaşı’na da iştirak etmişti (464/1071). Anadolu’nun Türkler’e açılmasında rol oynayan emirler arasında Artuk Bey de bulunuyordu. Daha sonra Artuk Bey, Sultan Melikşah tarafından kendisine iktâ edilen Hulvan’a çekildi. Ahsa ve Bahreyn Karmatîlerini itaat altına almak görevini başarıyla sonuçlandırdı. Artuk Bey’in bir süre sonra Sultan Melikşah’a küskünlüğü, Suriye Selçuklu Meliki Tutuş’un hizmetine girmesine yol açtı. Tutuş da ona Kudüs ve havalisini iktâ etti (478/1085-6). Artuk Bey 484/1091 yılında bu şehirde öldü. Ancak oğulları Sökmen ve İlgazi Kudüs’ü muhafaza edemediler. Emirü’l-cüyûş Efdal kumandasındaki bir Fatımî ordusu kırk günlük bir kuşatmadan sonra şehri aldı (491/1098).

 

Mu’în ed-Dîn Sökmen, Ceziret-i Ibn Ömer sahibi Çökürmüş tarafından kuşatılan Musul hakimi Musa’nın yardımına koştu ve bu hizmetine karşılık 10.000 dinar ve Hısn Keyfâ kalesini aldı. Böylece Sökmen, Artuklular’ın “Hısn Keyfâ veya Sökmeniyye” denilen ilk şubesini kurmuş oldu (495/1102). Eyyûbî hükümdarı Melik Kâmil önce Âmid’i, sonra da Hısn Keyfâ’yı zaptederek Artuklular’ın Hısn Keyfâ kolunu ortadan kaldırmıştı (629/1231-2).

 

Necmeddin İlgazi Recep 497/Nisan 1105’te Bağdat şahneliğinden azledildikten sonra Mardin’e gelerek bu şehre hâkim olmuş ve burada Artuklular’ın “Mardin veya İlgaziyye” denilen şubesini kurmuştur (501/1108). Başka bir görüşe göre Mardin Artukluları’nın kuruluşu 498/1106 yılındadır. İlgazi yavaş yavaş bu bölgedeki Selçuklu topraklarına hâkim oldu, 511/1117’de Halep’i ele geçirdi. Beraberinde Bitlis ve Erzen hâkimi Togan Arslan’ın bulunduğu 20.000 kişilik ordu ile harekete geçerek Tell Afrin savaşında Antakya prensi Roger’in kumandası altındaki Haçlılara karşı büyük bir zafer kazandı (513/1119). Bunu Tell Danis’te Kral II. Baudouin’e karşı kazanılan zafer takip etti. Selçuklu sultanı Mahmut ise İlgazi’ye Meyyâfârıkîn şehrini iktâ etmişti (515/1121). Daha sonra Mardin Artukluları bazen Eyyûbîlere bazen de Türkiye Selçuklukları’na bağlı olarak varlığını sürdürdü. Kara Arslan el-Muzaffer (555-588/1260-1292), ise, Moğolların hakimiyetini kabul ederek barış yaptı. O bu sayede hanedanın devamını sağladığı gibi Mardin şehrini de bir felaketten kurtarmıştı. Bu kolun son hükümdarı Melik el-Salih Mardin’i müdafaa edemeyeceğini anlayınca bu şehri Karakoyunlular’ın reisi Kara Yusuf’a teslim etti (812/1409). Bu suretle Artuklular Devleti sona erdi.

 

Artuklular’ın üçüncü kolu 581/1185 yılında Harput ve havalisinde kurulmuşsa da fazla uzun ömürlü olmamıştı. Sultan I.Alâeddin Keykubad 651/1234 yılında Harput’u zapt ederek, Artuklular’ın bu koluna son vermişti.

 

Artuklular büyük Türkmen kitlelerine dayanan bir Türk devleti idi. Bu sebepten millî teşkilat ve ananelerini muhafaza etmişlerdi. Alp, İnanç, Kutlug gibi eski Türkçe unvanları kullanmakla da bu ananelerini koruduklarını göstermişlerdir. Artuklular devlet anlayışında eski Türk hukukuna göre devletin hanedanın ortak malı olduğu görüşünü de uyguladılar. İlgazi ve Belek gibi kudretli şahsiyetlerin mevcudiyeti Artuklu Devleti’nin siyasi birliğini sağlayabilmiş, aksi takdirde ayrı belkiler halinde hüküm sürmüşlerdir. Artuklu hükümdarları gerek Müslüman ve gerekse Hıristiyan halka adaletle hizmet etmişler, idareleri altındaki ülkelerde düzen ve emniyeti sağlamışlardı. Ayrıca ticari ve iktisadî hayatın gelişmesine büyük ölçüde yardımcı oldular. Bu amaçla bazı şehirlerdeki ticari vergileri kaldırmışlardır. Bu iktisadî gelişme mimari eserlerden de anlaşılmaktadır. Artuklular, bir kısmı bugüne kadar mevcudiyetlerini koruyan birçok mimari eser, sözgelişi; külliyeler, camiler, medreseler, hamamlar, köprüler, sivil ve askeri yapılar yapmışlardı. Onların devrinde mimaride görülen gelişme sebebiyle bugün Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde her önemli eser Artuklular’a bağlanmak istenmektedir. Artuklu ülkesindeki Meyyâfârıkîn, Âmid ve Mardin gibi şehirler birer ilim ve kültür merkezi haline gelmişti. Bu hanedana mensup hükümdarlar, ilim ve sanat adamlarını himaye etmişler, bunun neticesinde de onlar adına bazı eserler yazılmıştır.

Haberler


Tüm Haberler


Bizden Haberdar Olun!