"Alâeddin Keykubad'ın hayrat eserleri zamanın sayfaları üzerinde ve ülkenin her tarafında güneş ışığı kadar parlaktı."
Kerîmüddin Aksarâyî

Kâniî-i Tûsî

(Öl. 1273'ten sonra)

 

Horasan bölgesindeki Tûs şehrinden olduğu anlaşılan Emîr Bahâüddîn Ahmed b. Mahmûd-i Tûsî hakkında pek bilgi yoktur. Ancak Tûsî'nin manzum hale getirdiği Kelîle ve Dimne 'de, kendisinin çok rahat bir hayat sürdüğünü, şiirde kendi seviyesinde kimsenin olmadığını ve hükümdarlar tarafından aranan bir şair olduğunu belirtir.

 

Moğal istilası nedeniyle ülkesini terk eden müellif; Hindistan, Aden, Yemen, Medine, Mekke, Bağdat nihayetinde de Anadolu'ya gelmiştir. Anadolu'da I. Alâeddin Keykubad'ın hizmetine giren Tûsî, II. Gıyâseddin Keyhüsrev, II. İzzeddin Keykavus ve IV. Kılıç Arslan'ın dönemlerinde saray şairliğinin yanında kendisine “melikü'ş-şuarâ” ve “emîr” unvanları verilmiştir. Eflakî, onun İranlı şair Senâî hakkında olumsuz konuşması nedeniyle Mevlâna tarafından uyarılmış olduğunu ve bu olayın ardından Tûsî'nin Mevlâna'nın müridi olduğunu bildirir. Kâniî-i Tûsî'nin ne zaman öldüğü bilinmemektedir. Fakat onun Mevlâna'nın ölümünden sonra mersiye yazdığı göz önüne alındığı zaman ölüm tarihi 1273 sonrası olarak verilir.

 

Eserleri

 

Kâniî-i Tûsî'nin günümüze ulaşamayan fakat İbni Bibi'nin el-Evâmirü'l Alâ'iyye fi'l-umûri'l-Alâ'iyye adlı eserinde bazı bölümlerini aktardığı Selçuknâme Alaeddin Keykubad ve Gıyaseddîn Keyhüsrev dönemlerini anlatan, şehnâme niteliğinde bir eserdi. II. İzzeddin Keykâvus adına yazılan Kelîlle ve Dinme Nasrullah-ı Şîrâzî'nin eserinin Farsça tercümesi olup 4500 beyitten oluşmaktadır. Bu eserin tek nüshası British Museum'da bulunmaktadır.

Haberler


Tüm Haberler


Bizden Haberdar Olun!