"Selçuklular dönemi dinsel inanışları zamanın ve halkların alacalı karmaşasını dile getirmektedir. Selçuklular, insanlara, önyargısız, dinsel kör inançların üzerinde bakmayı çok önceden öğrenmişlerdir."
Vladimir Aleksandrovich Gordlevski

Hacı Bektaş-ı Horasânî

Asıl adı Bektaş olup muhtemelen ölümünden sonra Hacı Bektaş-ı Veli diye şöhret bulmuştur. XIV. yüzyılda kendi adını alacak olan Bektaşilik tarikatının teşekkülüne adı karışan Hacı Bektaş-ı Veli'nin Yeniçeri Ocağı'nın ve Bektaşiliğin piri kabul edilmesi ve Alevi-Bektaşi kesiminde bir iman esası olan güçlü konum çözümlenmesi gereken tarihi bir problem haline dönüşmüştür.

 

Ne Mevlana Celaleddin-i Rumi ne Yunus Emre ne de Anadolu'da yaşamış başka bir sufi onun kadar güçlü bir kutsallaştırmanın konusu olmamıştır. Bu bağlamda, bugünkü Hacı Bektaş-ı Veli'nin, tarihi Hacı Bektaş-ı Veli'nin ölümüyle doğduğunu söylemek tarihi bir gerçeği ifade etmek olacaktır. Dolayısıyla Habı Bektaş-ı Veli'yi bu iki paralel kimliğiyle ele almak gerekmektedir. Ancak yaşadığı dönem ve çevreden hiçbir yazılı kaynak ve belge bugüne ulaşamadığından Hacı Bektaş-ı Veli problemini iyi anlayabilmek için hakkında bilgi veren kaynakların mahiyetinden söz etmek gerekir. Bu kaynakların en eskisi, XIV.yüzyılın ünlü sûfilerinden Aşık Paşa'nın oğlu Elvan Çelebi'nin Menakıbü'l-kud-siyye adlı menkıbevi aile tarihidir. Bu sûfi şair, eserinde Hacı Bektaş-ı Veli'den kısaca bahsetmesine rağmen çok önemli ipuçları verir.

 

Hacı Bektaş-ı Veli hakkında ikinci eser Ahmed Eflaki tarafından kaleme alınan enakıbü'l-'arifin adlı Farsça eserdir.

 

Bu iki kaynaktan sonra kronolojik olarak sırayı, Menakıb-ı Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli alır. Daha çok Vilayetname-i Hacı Bektaş veya sadece Vilayetname diye tanınan bu eserin önemi, Hacı Bektaş-ı Veli'nin tarihi şahsiyetini tespite yarayacak çok önemli veriler ihtiva etmesinin yanı sıra Bektaşilik ve Alevilik'te bugün de mevcut olan inançların çoğunun kaynağını oluşturmasından ileri gelir.

 

XV. yüzyılın sonlarına ait bir başka önemli kaynak ise Aşık Paşazade'nin Tevarih-i A-li Osman adlı eseridir. Bu kaynaktaki bilgiler büyük bir ihtimalle tarihi Hacı Bektaş-ı Veli'yi anlatan gerçeğe en yakın bilgilerdir.

 

Son olarak XVI. yüzyıldan Taşköprüzade'nin eş-Şeka'iku'n-nu'maniyye adlı eserini de kaydetmek gerekir. Hacı Bektaş-ı Veli bu kitapta diğer kaynakların aksine tam anlamıyla Sünni bir veli olarak tanıtılır.

 

Hacı Bektaş-ı Veli'nin tarihi şahsiyeti ve Anadolu'ya gelmeden önceki hayatı hakkında Vilayetname 'de yer alan menkıbevi bilgiler dışında kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Ancak Osmanlı tahrir defterlerine dayalı yeni bir araştırma, Hacı Bektaş-ı Veli'ye bağlı geniş bir Bektaşlı oymağının mevcut olduğunu ortaya koymuştur.

 

Vilayetname'ye göre Hacı Bektaş-ı Veli Sulucahöyük'te bir Türkmen şeyhi olarak bir yandan kendi cemaati içinde mürşidlik görevini sürdürürken bir yandan da bugünkü Ürgüp yöresindeki Hıristiyanlarla sıkı ilişkiler geliştirip onların ihtidasına zemin hazırlamıştır. Ayrıca Şamanist Moğollar'ın da Müslümanlığı kabul etmeleri için yoğun faaliyet göstermiş, halifelerini bu amaçta Anadolu'nun dört bir köşesine yollamıştır. Hacı Bektaş-ı Veli'nin bu faaliyeti gayri Sunni bir yorumunu yansıtmaktaydı.

 

Hacı Bektaş-ı Veli, zaman zaman bazı Moğol idari otoritelerine karşı çıkmak durumunda kalmış olsa da Sulucakarahöyük'teki mütevazı zaviyesinde bu şekilde ömrünü tamamlamıştır. 691 tarihli bir vakfiye kaydında kendisinden 'merhum' diye bahsedildiğine göre bu tarihten önce muhtemelen 669'da (1271) vefat etmiştir.

 

Hacı Bektaş-ı Veli'nin tasavvufi şahsiyetine gelince, başta Aşıkpaşazade olmak üzere daha sonraki birtakım kaynaklar da onu meczup olarak tanıtırlar. Eğer Hacı Bektaş-ı Veli birçok kaynakta söylendiği gibi kendini bilemeyecek kadar meczup olsaydı Vilayetname 'de anlatılanlarla bir ilgisi bulunamazdı.

 

Vilayetname 'nin dikkatli bir tahlili, Hacı Bektaş-ı Veli'nin, hem Ahmed Yesevi hem de Yesevilik etkilerini geniş ölçüde taşıyan Kutbüddin Haydar geleneklerini sıkı sıkıya koruyan bir Haydari şeyhi olduğunu ortaya koymaktadır. Kaynaklardaki kayıtlara güvenmek gerekirse, Hacı Bektaş-ı Veli'nin büyük bir ihtimalle Yesevilik ile Kalenderliğin karışımından oluşan Haydarilik tarikatının bir mensubu olarak Anadolu'ya geldiği, daha sonra Baba İlyas-ı Horasani çevresine girerek Vefailik tarikatına intisap ettiği ve hayatının sonuna kadar da böyle yaşadığı söylenebilir. Bu durumda adını yaşatmasına rağmen Bektaşiliği kendisinin kurmadığı muhakkaktır.

 

Eserleri

 

Hacı Bektaş-ı Veli'ye başta Makalat olmak üzere bir takım eserler izafe edilir. Bunlar şöyle sıralanabilir;1. Kitabü'l Vefaid 2. Nesayih-i Hacı Bektaş-ı Veli 3. Risale. Bunların dışında Hacı Bektaş-ı Veli'ye Tesir-i Fatiha, Şathiyye, Şerh-i Besmele gibi birkaç eser daha mal edilirse de bunların onun tarafından yazıldığına dair hiçbir ilmi delil ortaya konulamamıştır.

Haberler

Selçuklular Sergisi açıldı...

İHTİŞAMLI BİR İMPARATORLUK, GÖRKEMLİ BİR MİRAS

ASYEP 360 kapsamında ilk çekimler tamamlandı!...

Altı Anadolu Selçuklu yapısının 360 derecelik iç ve dış mekan görüntüleri ASYEP sayfasında erişime açıldı

Anadolu Selçuklu Uygarlığı ve ASYEP Çalışmaları Ko...

Anadolu Selçuklu Uygarlığı, eserleri ve ASYEP çalışmalarına ait bilgiler aktarıldı.

Osmanlı Beyliği Mimarisinde Anadolu Selçuklu Gelen...

Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünü 1996 yılında tamamlayan Doç. Dr Sema GÜNDÜZ KÜSKÜ’nün yazığı eser Osmanlı mimarisinde..

XVIII. Ortaçağ ve Türk Dönemi Kazıları ve Sanat Ta...

22-25 Ekim 2014 tarihleri arasında Aydın’da, Adnan Menderes Üniversitesi Merkez Kampüsü’ndeki Atatürk Kongre Merkezi’nde, Sanat Tarihi Bölümü tarafından düzenlenecektir.

Cerrâh-Nâme...

15. yüzyılın başında yazılan/resmedilen minyatürlü bir eser olan Cerrah-name cerrahi yöntemlerden ve ağırlıklı olarak ilaç yapımı..


Tüm Haberler


Bizden Haberdar Olun!