"...sultanların sultanı, ümmetin koruyucusu, insanların koruyucusu, ülkenin hamisi, her tarafta emniyeti sağlayan, ihsanı yayan, yüce izzet sahibi, nesebi ulu, makamı temiz, fetihler sahibi, bahtiyar sultan Kılıç Arslan’ın torunu, din ve dünyanın yardımcısı Keyhüsrev’in oğlu Alâeddin Keykubad’dır."
el-Osmânî ez-Zencânî

Alçı

Anadolu Selçuklu mimarisinde kullanılan bezeme tekniklerinden bir diğeri ise alçı süslemedir. Alçı hem kolay şekillenebilen hem de kolay deforme olabilen bir malzemedir. Bu özelliğinden dolayı alçı yalnız iç mekânlarda kullanılmıştır.

 

İslam uygarlığı mimari süsleme tarihi içerisinde alçı malzemeye 9.yy'da rastlıyoruz. Bu yüzyılda Bağdat'ın kuzeyinde kurulan Samarra şehrinde alçı malzeme görülmektedir. Fakat bu malzeme çok da tercih edilen bir malzeme olmamıştır. Alçı malzemenin kullanımının sıklık kazandığı zaman kesiti 11-13.yy.'arasında Anadolu kültür tarihinde iz bırakan Selçuklu mimari üslubudur. Bu zaman diliminde genelde saray yapılarındaki iç mekan süslemelerinde alçı malzeme çok zarif ve usta bir işçilikle kullanılmıştır.

 

 

Esas malzeme olan taşın yanında çini ile birlikte bitkisel, geometrik ve figüratif kompozisyonların kullanıldığı bir alçı sanatından söz edebilmekteyiz. Alçı yapılırken belirli bir kıvamda kalıba dökme ya da sonradan şekillendirme yöntemleri uygulanmıştır. Genelde dekoratif amaçlarla kullanılan malzemeyle ilgili özellikle Kubadabad Sarayı kazılarında yoğun buluntu ele geçirilmiştir. Kubadabad Sarayı kazı buluntuları içerisinde yer alan geometrik geçmelerle ve kuyruklu tavus kuşları ile bezenmiş alçı duvar rafı önemli bir üretimdir. Bu sarayda uygulanmış çok miktarda alçı işçiliğinin bir diğer buluntu örneği ise atlı bir av sahnesinin işlendiği alçı panodur. Süslemede belirli bir motif programının kullanıldığını söyleyebiliriz. Tavus kuşu ya da avlanma sahnesi Ortaçağ Anadolu sembolizminin sıklıkla kullanılan motifleridir. Konya alçı süsleme programında yer alan bir diğer sahnede ise bağdaş kurmuş oturan ya da elinde bir balıkla ayakta duran figürler görülür. Bereket, iyi şans, cesaret ve tılsım gibi birçok gizli anlamlar taşıyan bu motiflerin kullanılması tesadüf olmasa gerek. Kubadabad Sarayı kazılarında bulunan çok sayıda yeşil, mavi, sarı filgözü camlarından birinin etrafında bulunan alçı kalıntı alçı ile camın aydınlatmada birlikte kullanıldığını gösteren bir buluntu olarak değerlendirilebilir.

 

Bulunduğu yapılarda duvarları, tonozlar, kemerleri ve mihrapları süsleyen bu malzeme diğer Selçuklu saray yapılarında da bulunmaktadır. Konya Alâeddin Köşkü ve Felekabad Köşkü kazılarında bu bilgiyi kanıtlayan buluntular ortaya çıkarılmıştır. Anadolu Selçuklu alçı uygulamalarının saray yapıları dışında pek fazla kullanılmamasının nedeni için verilen net bir cevap bulunmamaktadır. Konya Sahib Ata Hanikahı alçının saray dışındaki yapılarda kullanılmasının önemli bir örneğidir. Bu yapı içerisinde bulunan alçı mihrap önemli bir uygulamadır. Hanikah mihrabında kalıpla oluşturulmuş alçı bordürler çini kaplı yüzey üzerine monte edilmiş ve mihrabın köşelikleri boş bırakılarak alttaki çini malzeme gösterilmiştir. Alçı ile çininin kullanımına Konya İç Karaaslan ve Sahip Ata Mescidinin mihraplarında da rastlanmaktadır.

 

 

Alçı süsleme mihrap dışında duvarların yüzeylerini kaplamak amacıyla da kullanılmıştır. Emeviler den Selçuklulara pek çok İslam yapısında görülen bu uygulama Anadolu Selçuklu yapı envanteri içerisinde değerlendirilen Malatya Ulu Camiinde görülmektedir. Malatya Ulu Camisinde zengin alçı duvar kaplamalarının bulunduğu bilinmektedir. Yine Konya Zenburi Mescidi mihrab duvarı boyunca alçı kalıntılar mevcuttur.

 

Anadolu Selçuklularının devamında Anadolu Beylikleri döneminde yaygın bir alçı kullanımın olduğunu görmekteyiz. 14-15 yy'larda özellikle mihraplarda ve ocaklarda yoğun alçı kullanımına rastlanmaktadır. Mihrab kısmında alçı içerisine renkli çinilerin gömülmesi dönemin getirdiği bir uygulamadır. Ankara Örtmeli Mescid örneğinde olduğu gibi İznik çinileri mihrap bölümünde beyaz alçı üzerine aplike edilmiştir.

 

Son yıllarda yenileme adıyla yapılan çalışmalar ne yazık ki bu anlatımdaki birçok izi yok etmiştir. Ülkemiz kültürel mirasının önemli bir belgesini oluşturan bu izler özenle korunmalı ve restorasyon projeleri tarihsel, sosyal sorumluluğu kaldırabilecek kişi ve kurumlarca yapılmalıdır.

 

Günümüz mekân düzenlemesinin ve mimari süslemesinin vazgeçilmez bir malzemesi olan alçının Ortaçağ Anadolusundaki serüvenini anlatmaya çalıştık. Hiç kuşkusuz yapılacak yeni çalışmalar bu konu hakkında verilemeyen bazı cevapları vermemizi sağlayacak ve dönemi daha iyi algılamamızı sağlayacaktır.

 

KAYNAKÇA

- ARIK, Rüçhan, Kubadabad, Türkiye İş Bankası, İstanbul, 2000.

- ÖNEY, Gönül, Anadolu Selçuklu Mimari Süslemesi ve El Sanatları, İş Bankası, Ankara, 1992.

Haberler

Selçuklular Sergisi açıldı...

İHTİŞAMLI BİR İMPARATORLUK, GÖRKEMLİ BİR MİRAS

ASYEP 360 kapsamında ilk çekimler tamamlandı!...

Altı Anadolu Selçuklu yapısının 360 derecelik iç ve dış mekan görüntüleri ASYEP sayfasında erişime açıldı

Anadolu Selçuklu Uygarlığı ve ASYEP Çalışmaları Ko...

Anadolu Selçuklu Uygarlığı, eserleri ve ASYEP çalışmalarına ait bilgiler aktarıldı.

Osmanlı Beyliği Mimarisinde Anadolu Selçuklu Gelen...

Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünü 1996 yılında tamamlayan Doç. Dr Sema GÜNDÜZ KÜSKÜ’nün yazığı eser Osmanlı mimarisinde..

XVIII. Ortaçağ ve Türk Dönemi Kazıları ve Sanat Ta...

22-25 Ekim 2014 tarihleri arasında Aydın’da, Adnan Menderes Üniversitesi Merkez Kampüsü’ndeki Atatürk Kongre Merkezi’nde, Sanat Tarihi Bölümü tarafından düzenlenecektir.

Cerrâh-Nâme...

15. yüzyılın başında yazılan/resmedilen minyatürlü bir eser olan Cerrah-name cerrahi yöntemlerden ve ağırlıklı olarak ilaç yapımı..


Tüm Haberler


Bizden Haberdar Olun!